Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.03.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve Çukurova Belediyesi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı da kapsayan imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 23.05.2014 tarihli ve 2014/3756 Esas, 2014/6838 Karar sayılı ilamı ile...
7. Hukuk Dairesi 2021/7527 E. , 2022/3283 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.03.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve Çukurova Belediyesi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı da kapsayan imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 23.05.2014 tarihli ve 2014/3756 Esas, 2014/6838 Karar sayılı ilamı ile "...mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan uygulama neticesinde temin edilen bilirkişi heyeti raporunda, dava konusu 998 sayılı kök parselin kapanan kadastro yolundan ihdas edildiğinin tescil bildiriminden anlaşıldığı bildirilmiş, ne var ki, gerçekten kapanan yollardan ihdas edilip edilmediği, farklı bir ifadeyle ihdas öncesi niteliği irdelenip, değerlendirilmemiş ve net bir biçimde ortaya konulmamış ve ayrıca Belediyeye devri gereken yerlerden olup olmadığı hususu üzerinde de durulmamıştır. Hal böyle olunca; yukarıda değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler gözetilmek suretiyle, araştırma ve inceleme yapılması; çekişme konusu 998 parsel sayılı taşınmazın, imar uygulamalarından önceki vasfı, kadastro harici bırakılan bir yer olup olmadığı ve ne nedenle tescil harici bırakıldığı veya kapanan yol niteliğinde mi olduğu ve Hazine ile ilgisinin bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması; toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabule göre de; taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunduğuna göre, hüküm altına alınması gereken karar ilam harcının maktu olması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir...." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda " dava konusu yer kapanan yollardan olup, ihdasen Belediye adına sicil kaydı oluşturulması gerektiğinden, imar uygulaması öncesinde davacı Hazine mülkiyet hakkı kazanmış değildir ve Hazinenin çekişme konusu taşınmazla mülkiyet ilişkisi yoktur. Dolayısı ile son imar uygulaması sonucu oluşmuş tapu kaydının iptalini de isteyemez. Bu nedenle davacı Hazi...