7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır" hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası anılan maddeye eklenen "bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır ek fıkra hükmüne aykırı olarak; sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, bilinen en son adresi olan sorgusunda beyan ettiği adresine çıkarılan ve iade edilen tebligattan sonra, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanununun 21/2. maddesi uyarınca tebliği yerine, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğinin usulsüz ve sanığın temyizinin süresinde olduğu gözetilerek yapılan incelemede: 1) Sanık hakkında 2008, 2009, 2010 ve...
11. Ceza Dairesi 2018/5413 E. , 2022/8225 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜM : Mahkumiyet
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır" hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası anılan maddeye eklenen "bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır ek fıkra hükmüne aykırı olarak; sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, bilinen en son adresi olan sorgusunda beyan ettiği adresine çıkarılan ve iade edilen tebligattan sonra, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanununun 21/2. maddesi uyarınca tebliği yerine, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğinin usulsüz ve sanığın temyizinin süresinde olduğu gözetilerek yapılan incelemede: 1) Sanık hakkında 2008, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında; her takvim yılında işlenen sahte fatura düzenleme suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, aynı takvim yılında birden fazla sahte fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, hangi takvim yılından hüküm kurulduğu da belirtilmeksizin sanık hakkında tek hüküm kurulması, yasaya aykırı, 2) Kabule göre de; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddeleriyle, 213 sayılı Kanun'un 359 ve 367. maddelerinde değişiklik yapılmış olup aynı Kanun'un 6. maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na eklenen geçici 34. maddenin 3. fıkrasındaki "Bu maddeyi ihdas eden Kanun'un yayımı tarihinde 359. madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359. maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir" hükmü uyarınca, 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanunun tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi gereğince diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 12.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.