Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile maliki olduğu arsa ve üzerinde bulunan binanın satışı konusunda anlaştıklarını, satış bedeli olarak belirlenen 4.500.000 USD'nin 445.000 USD'lik kısmını kapora olarak ödediğini, paranın geri kalanının hazır olduğunu bildirerek tapuda işlem için davet etmesine rağmen davalının sürekli kendisini oyaladığını, ödediği parayı iade etmeye de yanaşmadığını, alacağın dayanağını oluşturan 27/09/2014 tarihli belge üzerindeki...
3. Hukuk Dairesi 2022/3770 E. , 2022/5152 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ :
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile maliki olduğu arsa ve üzerinde bulunan binanın satışı konusunda anlaştıklarını, satış bedeli olarak belirlenen 4.500.000 USD'nin 445.000 USD'lik kısmını kapora olarak ödediğini, paranın geri kalanının hazır olduğunu bildirerek tapuda işlem için davet etmesine rağmen davalının sürekli kendisini oyaladığını, ödediği parayı iade etmeye de yanaşmadığını, alacağın dayanağını oluşturan 27/09/2014 tarihli belge üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/443 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını ileri sürerek; peşinat olarak ödediği 445.000 USD'nin ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve davanın menfi tespit davası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Davalı; alacağın zamanaşımına uğradığını, birleştirme kararı verilen 2017/443 Esas sayılı davanın derdest olduğunu, davacının davayı açmasında hukuki bir menfaatinin de bulunmadığını, delil olarak dayandığı belgenin İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2017/31085 esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu ve takibin kesinleştiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. İlk derece mahkemesince; menfi tespit davası ile birleştirilmesine karar verilen iş bu alacak davası tefrik edilerek hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesince; dava konusu alacak hakkında davalı aleyhine takibe girişildiği, davalı borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve icra takibinin kesinleştiği, davalının kesinleşmiş takip hakkında 2014/443 Esas sayılı menfi tespit davasını açtığı ve bu davanın henüz derdest olduğu, söz konusu davada eldeki davanın da konusunu oluşturan belgenin geçerliliği ile alacağın varlığı hususunun yargılama konusu yapıldığının anlaşıldığı; takip alacaklısı durumundaki davacının menfi tespit davasında verilen tedbirin kaldırılması veya menfi tespit davasının red hükmü ile sonuçlanması halinde eldeki derdest ve kesinleşmiş takibe devam ederek haciz talep etmesi mümkün olduğundan davacının aynı alacak hakkında alacağın tahsili davası açmasında korunmaya değer hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir dav...