1. Taraflar arasındaki ortak olunmadığının tespiti ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438/2 maddesi gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin duruşma isteminin reddine...
Hukuk Genel Kurulu 2019/794 E. , 2022/896 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki ortak olunmadığının tespiti ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438/2 maddesi gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili; davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek kâr payı verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında 03.08.2000 ve 10.08.2000 tarihinde toplam 84.000,00 DM alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukukî dayanağının bulunmadığını, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), Bankalar Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerinin ihlâl edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı olmadığını ve davalıların sebepsiz zenginleştiklerini, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın da sorumlu olduğunu ileri sürerek geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 84.000,00DM (42.948,52Euro) karşılığı 84.509,80TL alacağın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar Cevabı: 5. Davalılar vekili; davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun ve geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmî makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduğunu, 6762 sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye hâlinde olmadığını, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri ...