Dava, ölüm aylığı tahsisi ile ödenmeyen aylıkların ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 4447 sayılı Kanunun geçici 5. Maddesi gereğince annesinin ölüm tarihi olan 17.08.1999 tarihini takip eden ay başından olmak üzere annesinden yetim aylığı kazandığının tespiti ile ödenmeyen aylıkların toplu olarak ödenmesini talep etmiş, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası, davanın kısmen kabulü ile, ...'nun 1999 depreminde vefat eden annesi ...'dan dolayı 4447 sayılı Kanunun geçici 5.maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda 01/10/2008...
10. Hukuk Dairesi 2019/3510 E. , 2022/9813 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ölüm aylığı tahsisi ile ödenmeyen aylıkların ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 4447 sayılı Kanunun geçici 5. Maddesi gereğince annesinin ölüm tarihi olan 17.08.1999 tarihini takip eden ay başından olmak üzere annesinden yetim aylığı kazandığının tespiti ile ödenmeyen aylıkların toplu olarak ödenmesini talep etmiş, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası, davanın kısmen kabulü ile, ...'nun 1999 depreminde vefat eden annesi ...'dan dolayı 4447 sayılı Kanunun geçici 5.maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda 01/10/2008 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanması ve o tarihten itibaren birikmiş aylıkların ...'ya ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hüküm eksik araştırmaya dayalıdır. Davanın yasal dayanaklarından olan 4447 sayılı Yasanın Geçici 5. Maddesi 17/8/1999 tarihinde ve daha sonraki tarihlerde meydana gelen depremler sonucunda malul kalan sigortalı veya iştirakçiler ile ölen sigortalı veya iştirakçilerin hak sahiplerine en az 360 gün prim veya 12 aylık prim veya kesenek ödenmiş ve her ne ad altında olursa olsun sosyal güvenlik kurumlarından aylık veya gelir almamak şartıyla; 506, 2925, 5434, 1479 ve 2926 sayılı kanunlarda öngörülen prim veya kesenek ödeme süresi aranmaksızın ilgili kurumca kendi mevzuatlarına göre aylık bağlanır. Bu şekilde bağlanan aylıklarla ilgili söz konusu kanunlarda öngörülen prim veya keseneklerin eksik olan kısmı Hazinece kurumlara ödenir. Bu konudaki usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığınca müştereken tespit edilir." hükmüne amir olup, yasada belirtilen ilgili kurumca kendi mevzuatlarına göre aylık bağlanır ibaresinden hareketle 506 sayılı Yasanın aylık bağlanmasına ilişkin hükümlerinin burada irdelenmesi gerekecektir. Bilindiği üzere, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasada güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, ... 2015, s.95). Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak, ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, ... 2015, s.386). Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak bu ned...