Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2013 tarihli ve 2012/820 esas, 2013/340 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/11/2021 gün ve 1352-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2022 gün ve 2021/145916 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık hakkında ...'a yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama sonucunda gerekçeli karar başlığında suçun dolandırıcılık olarak yazılmasını ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edilmesini...
2. Ceza Dairesi 2022/1270 E. , 2022/13373 K.
"İçtihat Metni" Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2013 tarihli ve 2012/820 esas, 2013/340 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/11/2021 gün ve 1352-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2022 gün ve 2021/145916 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık hakkında ...'a yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama sonucunda gerekçeli karar başlığında suçun dolandırıcılık olarak yazılmasını ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edilmesini müteakip, bu kez hükmün hırsızlık suçundan kurularak 142/2-b maddesinin uygulandığı gözetildiğinde, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamına göre, sanık ...ün yokluğunda verilen 05/03/2013 tarihli karar doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkartılıp 08/05/2013 tarihinde adresin kapalı olduğundan bahisle 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre muhtara tebliğ edilerek sanık hakkında anılan kararda yer alan mahkumiyet hükmünün 15/05/2013 tarihli kesinleştirme şerhi ile temyiz edilmediği belirtilerek kesinleştirildiği ve sonrasında sanığın vasisi olan eşinin vekalet verdiği Av. ...nın 22/07/2013 tarihli temyiz isteminin de süresinde olmadığına dair 05/09/2013 tarihli ek kararın temyiz edilmediği anlaşılmakta ise de; sanığın 27/05/2013 tarihli dilekçesinin eski hale getirme ve temyiz istemlerini içerdiği, her ne kadar sanık tarafından Adalet Bakanlığına hitaben yazılması üzerine o dönem bu 27/05/2013 tarihli dilekçe ile ilgili olarak kanun yararına bozma talebi olduğu düşünülerek bu yönde değerlendirme yapılmış ise de; dilekçedeki anlatım dikkate alındığında sanığın temyiz talebi ile birlikte eski hale getirme isteminde bulunduğu ve 5271 sayılı CMKnın 42. maddesinin 1. fıkrasında, Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün temyizi aşamasında ileri sürülen eski hale getirme istemi hakkında Yargıtay ilgili ceza dairesince karar verilmesi gerektiği halde anılan eski hale getirme isteminin merciince incelenmediği, ayrıca 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi...