Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanığa isnat edilen eylemler için öngörülen cezanın türü ve miktarı açısından 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince olağan zamanaşımı süresinin 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleştiği 26.11.2013 tarihi ile HAGB'nin açıklanmasına dayanak yapılan resmi belgede sahtecilik suçunun gerçekleştiği 14.08.2015 tarihi arasındaki duran süreler de eklendiğinde olağanüstü zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 1-Anayasanın 141, CMKnun 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay...
7. Ceza Dairesi 2021/22531 E. , 2022/11450 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanığa isnat edilen eylemler için öngörülen cezanın türü ve miktarı açısından 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince olağan zamanaşımı süresinin 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleştiği 26.11.2013 tarihi ile HAGB'nin açıklanmasına dayanak yapılan resmi belgede sahtecilik suçunun gerçekleştiği 14.08.2015 tarihi arasındaki duran süreler de eklendiğinde olağanüstü zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 1-Anayasanın 141, CMKnun 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıf yapılarak gerekçesiz hükümler kurulması, 2-Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde 15.06.2010-29.07.2010 tarihli firar suçuna ilişkin iddiaya yer verilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 230. maddesine aykırı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de; 1-5271 sayılı CMK'nun 231/11. madde ve fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanığın deneme süresi içinde yeniden suç işlemesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, hükmedilen hapis cezalarının TCK'nun 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi, 2-Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin "15.06.2010-29.07.2010, 08.08.2010-11.09.2010" şeklinde gösterilmesi yerine "15.06.2010-08.08.2010" şeklinde gösterilmesi, 3-Gerekçeli karar...