Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; ... İli ... İlçesi ... Beldesi ... Mevkii 54 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmazın geldisi olan 87.300 m² tarlanın 3.000 m²'lik kısmını gayrimenkul satış sözleşmesi uyarınca önceki maliki olan davalıların murisi ...'dan 1958 yılında satın aldığını; ancak, tapuya tescilin gerçekleşmediğini, davalıların tapu devrine ya da taşınmazın rayiç değerini ödemeye yanaşmadıklarını, akabinde taşınmazı üçüncü kişiye satarak tapuya tescili gerçekleştirdiklerini; kendisinin, bu 3.000 m²'lik alanı nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla 1958 yılından beri...
3. Hukuk Dairesi 2022/4727 E. , 2022/6403 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; ... İli ... İlçesi ... Beldesi ... Mevkii 54 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmazın geldisi olan 87.300 m² tarlanın 3.000 m²'lik kısmını gayrimenkul satış sözleşmesi uyarınca önceki maliki olan davalıların murisi ...'dan 1958 yılında satın aldığını; ancak, tapuya tescilin gerçekleşmediğini, davalıların tapu devrine ya da taşınmazın rayiç değerini ödemeye yanaşmadıklarını, akabinde taşınmazı üçüncü kişiye satarak tapuya tescili gerçekleştirdiklerini; kendisinin, bu 3.000 m²'lik alanı nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla 1958 yılından beri kullanmakta olduğunu ileri sürerek; dava konusu taşınmazın, hak sahibi olduğu 3.000 m²'lik kısmının rayiç bedelinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar; dava konusu taşınmazda murislerinin hissesinin 2.500 m²ye tekabül ettiğini, bu duruma göre davacıya 3.000 m²'lik yerin satışının mümkün olmadığını, senette yer alan imzanın murislerine ait olmadığını, davacının davaya konu taşınmazda malik sıfatına dayanan herhangi bir zilyet ve tasarrufunun söz konusu olmadığını; ayrıca, zamanaşımı süresinin de dolduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine; Dairece verilen 08/10/2018 tarihli ve 2016/22103 E. 2018/9675 K. sayılı kararla; yargılama sırasında öldüğü anlaşılan davalı ...'nın veraset kararının ibrazı sağlanarak tüm mirasçıları tespit edilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilmesi, ayrıca davacı ile davalıların murisi arasında akdedilen harici satış senedinde ilgili taşınmazın fiilen alıcısına teslim edildiği, taraf beyanlarından da davacının dava konusu taşınmazı kullandığı, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin taşınmazın üçüncü kişiye devir ve tescil tarihi olan 31/03/2010 tarihine kadar devam ettiği, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin davacının zilyetliğinin sona erdiği ve ifanın imkansız hale geldiği tarih olan üçüncü kişiye devir-tescil tarihinden itibaren başlayacağı ve dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.-2-Bozma kararına uyan mahkemece; denkleştirici adalet ilkeleri gereğince davacı tarafından ödenen bedelin dava tarihinde ulaştığı değerin tespit edilmesi gerektiğinden bahisle, bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak; davanın kabulü ile 18.342,87 TL'nin 5.000 TL'sinin dava tarihinden, bakiye 13.34...