Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2013/12043 · K. 2013/13498
YargıtayYargıtay 14. Hukuk Dairesi

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2013/12043 K. 2013/13498

E. 2013/12043K. 2013/1349830 Ekim 2013
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve haksız işgal tazminatın tahsili davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 29.04.2013 gün ve 2013/4404-6378 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava tarihinde tapuda hazine adına kayıtlı taşınmazın beyanlar hanesinde muhdesat sahibi olarak belirlenen ... ile ... arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye düşen dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satış vaadi sözleşmesi ile satışının kendisine vaad edildiğini ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalı, dava konusu yeri davacı ile bir müddet...

Karar Metni

14. Hukuk Dairesi 2013/12043 E. , 2013/13498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve haksız işgal tazminatın tahsili davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 29.04.2013 gün ve 2013/4404-6378 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava tarihinde tapuda hazine adına kayıtlı taşınmazın beyanlar hanesinde muhdesat sahibi olarak belirlenen ... ile ... arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye düşen dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satış vaadi sözleşmesi ile satışının kendisine vaad edildiğini ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalı, dava konusu yeri davacı ile bir müddet müştereken kullandıklarını ancak halen kendisinin kullanımında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir, davalı vekilinin temyizi üzerine, hüküm Dairemizce 29.04.2013 günlü ilamıyla bozulmuş, davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Bilindiği gibi kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanununun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Eldeki davada da davacı usulünce düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan kişisel hakkını davalıya karşı ileri sürerek kendisine satışı vaad edilen ve teslim edilen taşınmazı davalının istemi dışında kullandığını ileri sürmektedir. Yukarıda da açıklandığı gibi dava kişisel haktan kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle yarışan kişisel haklardan hangisine üstünlük verilmesi gerektiğinin belirlenmesi gerekir. Dava konusu 3364 ada 15 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında iki katlı kargir binanın ...'a ait olduğuna ilişkin muhdesat şerhi bulunmaktadır. Dava dışı ...'ın muhdesat sahibi ... ile yapmış olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bağımsız bölüm hakkında davacı ile satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğine ve bağımsız bölümün bir süre birlikte, işlerin tasfiyesi sonrasında davalı tarafından kullanıldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak davalı savunmalarında dava konusu bağımsız bölüm ile ilgili düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde aslında gerçek alıcının kendisi olduğunu, işlerinin yoğunluğu nedeniyle davacıyı satış vaadi sözleşmesi yapmaya gönderdiğini, onun da sözleşmeyi kendi adına yaptığını, asıl hak sahibinin kendisi olduğunu ileri sürmüş fakat buna ilişkin yazılı delil sunama...