Orman nizamnamesinin otuz üçüncü maddesindeki para cezaları kamu hukuku nevindendir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.63 K.1933/10 T.15.11.1933 ORMAN SUÇLARI HAKKINDAKİ PARA CEZALARI
ORMAN NİZAMNAMESİNİN OTUZ ÜÇÜNCÜ MADDESİNDEKİ PARA CEZALARI KAMU HUKUKU NEVİNDENDİR.
Orman suçlarından dolayı nizamnamenin otuz üçüncü maddesi mucibince hükmedilen para cezalarının tazminat mahiyetinde olduğu ötedenberi takarrür etmiş içtihattan iken bu kerre yapılan müzakerede mezkür otuz üçüncü maddede yazılı para cezalarının hukuku amme para cezası mahiyetinde olduğuna dair yeni bir ekseriyetin tahassülü sebebiyle içtihadın tebdili zarureti hasıl olduğundan keyfiyetin tevhidi içtihat tarikiyle halli Üçüncü Ceza Dairei aliyesinin 14.11.933 tarih ve 474 numaralı müzekkeresiyle talep edilmesi üzerine 15.11.933 tarihine müsadif çarşamba günü içtima eden Heyeti Umumiyeye kırk iki zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra bu babta söz alan İkinci Ceza Dairesi Reisi Fahrettin Beyefendi:
Yüksek heyetinize arzolunan mesele:
Orman para cezaları hukuku amme cezasımıdır, tazminat kabilinden cezamıdır, meselesidir.
Son Af Kanunu hukuku ammeden olan para cezalarını affetmiş, tazminat kabilinden olan para cezalarından gümrük ve inhisar idarelerinin komisyonu mahsuslarınca hüküm ve tatbik olunmakta olanlarından maadasını aftan istisna etmiştir.
Böyle olmakla beraber bu kanun, tazminat kabilinden cezaların hangi cezalar olduğunu sarahaten tayin etmemiştir.
Binaenaleyh bu tayini biz yapmak mecburiyetindeyiz. Bu noktadan tetkikatımızın varacağı neticeye göre hangi cezalara tazminat kabilindendir dersek onlar infaz olunacak ve hangi cezalar hukuku ammedendir dersek onlar da affa uğrayacaktır. Bu itibarla meselenin ehemmiyeti büyüktür.
Bu işi münhasıran bizden evvelkilerin bize bırakmış oldukları nazari kaidelerle halledemeyiz. Cumhuriyet devresiyle başlayan inkılap, eslafımızın içtihatlarına medar ve memba olan şerait ve müessesatı kökünden kaldırmış, yeni tesisatiyle, onları vücuda getiren kanunlariyle ve alelhusus o kanunlara saik ve hamil olan düşünüş tarzlariyle gözümüz önünde büsbütün yeni bir yol açmış, yeni bir cihan yaratmıştır. Binaenaleyh her içtihat hatvemizde dünden ziyade bu günün mevzuatından mülhem olmak ve o mevzuattan hüküm ve kaideler ve hatta nazariyeler çıkarmak mecburiyetindeyiz.
Mamafih bu mecburiyet, bizden evvelkilerin mümasil meselelerde ne esasa dayanmış olduklarını araştırmamıza mani teşkil etmez, bilakis onları araştırıp esbabı mucibesine vakıf olmakladırki ileriye doğru atacağımız hatveler daha sağlanmış olur, çünkü içtimaiyeti alakalandıran her meselenin bir sebebi olması nasıl zaruri ise sebebi zail olan bir şeyin hikmeti mevcudiyeti kalmaması da o kadar tabiidir ve işte maziye matuf olacak tetkikatımız bizi böyle bir neticeye vardıracağından dolayıdır ki lüzumludur.
Bu bakım sahasından gözümüzü geriye çevirirsek görürüzki yakın seleflerimizin (tazminat kabilinden ceza) diye başlı başına bir nazariye haline koyarak hükümleri ve kaideleriyle bize devretmiş olduk...