Tck 466. maddesinin uygulanmasında suç unsuru olarak gözönünde tutulan silah kavramına, kavgada çekildiği zaman karşısındakini objektif ölçülere göre korkutmak niteliğinde ve yeterliğinde bulunan araçlar dahildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.1965/2 K.1965/4 T.5.7.1965 R.Gazete No. 12058 R.G. Tarihi: 26.7.1965
SİLAH KAVRAMI
TCK 466. MADDESİNİN UYGULANMASINDA SUÇ UNSURU OLARAK GÖZÖNÜNDE TUTULAN SİLAH KAVRAMINA, KAVGADA ÇEKİLDİĞİ ZAMAN KARŞISINDAKİNİ OBJEKTİF ÖLÇÜLERE GÖRE KORKUTMAK NİTELİĞİNDE VE YETERLİĞİNDE BULUNAN ARAÇLAR DAHİLDİR.
Ustura, çakı bıçağı, nacak, orak, balta, kazma ve gürebi gibi araçların kavgada korkutmak maksadiyle kullanıldıkları takdirde Türk Ceza Kanununun 466 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca silâh sayılıp sayılmayacağı konusunda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun çeşitli kararları arasında içtihat aykırılığı bulunduğu Yargıtay Genel Sekreteri tarafından Birinci Başkanlığa bildirilmiş ve işbu aykırılığın içtihadı birleştirme yolu ile Büyük Genel Kurulca giderilmesi istenmiş, yazı ve ekleri Büyük Genel Kurula tevdi edilmiş olduğundan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca Ceza Genel Kurulu kararları arasında içtihat aykırılığı bulunduğuna oybirliğiyle karar verildikten sonra işin esası müzakere edildi :
I - Ceza Genel Kurulunun 21/9/1959 tarihli ve 51/58 sayılı kararında (Türk Ceza Kanununun 466 ncı maddesinde bahse konu unsur silâh kavramına girebilecek olanlardan (Bıçak) da çekilmesiyle muhatap üzerinde korku meydana getirir. Bu nitelikte bıçaklar ateşli silâhlar ve bıçaklar hakkındaki 6136 sayılı kanundaki vasıfları ile sınırlandırılmış değildir. Bu itibarla kavgada korkutmak maksadiyle çekilen çakı bıçağı Türk Ceza Kanununun 466 ncı maddesindeki unsur - silâh kavramına giren aletlerdendir) denilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 25/1/1960 tarih ve 5/4 sayılı kararında da (Kavgada korkutmak maksadiyle çekilen (Ustura) nın muhatabı üzerinde korku yaratmak kabiliyeti sebebiyle 466 ncı maddedeki unsur - silâhlardan olduğu) kabul edilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 4/6/1962 tarih ve 29/31 sayılı karariyle (Nacak, orak, balta, gürebi gibi araçlarla usturanın 466 ncı maddede kastolunan anlamda silâhlardan olmadığı) kabul edilerek yukarıda işaret olunan Genel Kurul kararlariyle çelişme meydana gelmiştir.
Ceza Genel Kurulunun daha sonra aldığı 19/10/1964 tarih ve 169/ 403, 170/404, 357/405 sayılı ve 22/3/1965 tarihli kararları arasında bu konuda açık aykırılıklar bulunmaktadır.
II - Türk Ceza Kanununun 466 ncı maddesinin 2 nci fıkrası İtalya 1889 tarihli Ceza Kanununun 380 inci maddesinden alınmıştır. Sözü geçen 380 inci maddede sadece (Kavgada korkutmak için silâh atma) suçu yer almış, Sardonya Ceza Kanununda mevcut (Kavgada korkutmak için silâh çekme) suçu kabul edilmemiştir. Türk Ceza Kanununun hazırlandığı sırada (Kavgada silâh çekme) suçu 466 ncı maddenin 1 inci fıkrası olarak kabul edilmiştir.
Çağdaş Ceza Kanunlarının hiç birinde (Kavgada silâh çekme) ayrı bir suç olarak kabul edilmemiştir. Yalnız 1871 tarihli Alman Ceza Kanununun 367 nci maddesinin 10 uncu bendinde (Kavgada veya bir saldırıda bıçak veya diğer tehlikeli bir aletin kullanılması) suç sayılmıştır.
Türk Ceza Hukukunda...