Av tezkeresi olmadan şehir ve kasaba içinde yivsiz av tüfeği taşımak, 2637 sayılı kanunun 5 inci maddesi yoluyla t.c.k.nun 549 uncu maddesine uyan bir suç teşkil edip ancak 2637 ve 3167 sayılı kanunların özel hükümleri karşısında tüfeğin zoralımını gerektirmez.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulu E.1969/5 K.1972/10 T.12.6.1972 R.Gazete No. 14228 R.G. Tarihi: 27.6.1972
AV TEZKERESİ OLMADAN AV TÜFEĞİ TAŞIMAK
AV TEZKERESİ OLMADAN ŞEHİR VE KASABA İÇİNDE YİVSİZ AV TÜFEĞİ TAŞIMAK, 2637 SAYILI KANUNUN 5 İNCİ MADDESİ YOLUYLA T.C.K.NUN 549 UNCU MADDESİNE UYAN BİR SUÇ TEŞKİL EDİP ANCAK 2637 VE 3167 SAYILI KANUNLARIN ÖZEL HÜKÜMLERİ KARŞISINDA TÜFEĞİN ZORALIMINI GEREKTİRMEZ.
Şehir ve kasaba içinde av tezkeresi bulunmaksızın av tüfeği taşıyanın T.C.K.nun 549. maddesiyle cezalandırmayı gerektiren bir yasak eylem olmadığı hakkındaki Yargıtay İkinci Ceza Dairesinin 18/5/1968 gün, 4546/4199 sayılı ve 4/6/1968 gün, 3393/4818 sayılı ilâmlarıyla bu eylemin sözü geçen maddeye göre suç sayılacağı yolunda aynı daireden verilmiş 9/12/1968 gün ve 10326/9997 sayılı ilâm arasında içtihat aykırılığı bulunduğu ve eylemin suç sayılması halinde av tüfeğinin zoralımını da kapsayıp kapsamıyacağı konularının İçtihadı Birleştirme yoluyla giderilmesi istenerek buna ait evrak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Bölümü Genel Kuruluna verilmekle içtihat aykırılığı bulunduğu kararlaştırıldıktan sonra işin esası görüşüldü:
Konuyu açıklığa kavuşturmak için Ceza Hukukumuzdaki "Silâh" rejiminin gelişmesini izlemek lâzım gelmektedir.
1926 yılında yürürlüğe giren Ceza Kanunumuz, silâhları memnu olan ve olmayan silâhlar diye iki bölümde toplamış, o zaman yürürlükte olan 265. maddede "Kanuna göre memnu silâhtan maksat asker ve zabitlere ve zabıta memurlarına tahsis olunmuş olan silâhlar ve alelitlak harp tüfekleriyle namlusu 15. Cm.den uzun olan tabancalardır." denilerek memnu silâhlar tanımlanırken, bunun ters kavramıyla da, memnu olmayan silâhlar belli edilmiş bulunuyordu. Buna göre; askere, subaya ve zabıta memurlarına tahsis edilmemiş ve herhangi şekilde harp tüfeklerinden bulunmamış olmak kaydiyle namlusu 15 Cm.den kısa olan tabancalar yasak silâhlardan sayılmamakta ve mehaz kanunda karşılığı bulunmayan 549. madde ile bu tabancaların ancak "Merciinden ruhsat almaksızın" şehir ve kasaba içinde taşınmaları suçlandırılmakta idi. Bu maddenin suç saydığı bir eylem de kama, saldırma ve büyük bıçak gibi yaralayıcı aletlerin şehir ve kasabalarda taşınması haliydi. "Merciinden ruhsat almaksızın kanuna göre memnu olmayan silâhların ve kama, saldırma ve büyük bıçak gibi alâtı carihayı şehir ve kasaba dahilinde taşıyanlar..." şeklinde düzenlenen maddedeki "merciinden ruhsat almaksızın" şart ve unsuru kısa namlulu tabancalarla birlikte orada yazılı bıçakları da kapsamına almakta olduğu anlamını verebilecek bir ifade görünümü taşıyor idiysede gerçek durum bu değildir.
549. maddenin halen yürürlükte olup olmadığının belli edilmesi yönünden, ilk bakışta içtihadı birleştirme konusuyla yakın şekilde ilgili görülmeyen bu açıklamalara girişmek zarureti vardır.
Maddeye göre, tabancaların şehir ve kasaba içinde taşınabilmesi için ruhsat alma gereği aşikâr ise de kama, saldırma gibi yaralayıcı aletlerin bu yerlerde taşınması ruhsata bağ...