İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura alacağından ötürü başlatılan icra takibine karşı davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, asgari %20 inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı vekili, aralarındaki bayilik sözleşmesinin 24. maddesi uyarınca HMK'nın 194. Maddesine göre münhasır delil sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, tam aksine pozitif katılım, havale, EMC mahsup işlemleri, otomasyon bakımı ve benzeri çeşitli hesap hareketleri...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1625 Esas KARAR NO: 2022/2021 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2014/1069 Esas - 2018/258 Karar TARİHİ: 28/02/2018 DAVA: İtirazın İptali (Cari Hesaptan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 29/12/2022 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura alacağından ötürü başlatılan icra takibine karşı davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, asgari %20 inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı vekili, aralarındaki bayilik sözleşmesinin 24. maddesi uyarınca HMK'nın 194. Maddesine göre münhasır delil sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, tam aksine pozitif katılım, havale, EMC mahsup işlemleri, otomasyon bakımı ve benzeri çeşitli hesap hareketleri gerçekleştirebilmek ve davacının müvekkiline 1.705,95 TL borçlu olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/02/2018 tarih 2014/1069 Esas - 2018/258 Karar sayılı kararında;"Dava hukuksal niteliği itibariyle, fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı vaki olmuş itirazın İİK 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir. Her iki tarafın ticari defter ve kayıtları muhasip bilirkişi marifetiyle incelenmiştir. Takip tarihi itibariyle talimat mahkemesinden aldırılan rapor uyarınca davacının davalıdan 13.507,92 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacıya kesilen sabit kıymet satışına ilişkin 17.535,22 TL tutarlı faturanın ise davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiği anlaşılmıştır. Davalı defterlerinde de bu faturanın davacı tarafından noter kanalıyla iade edilen fatura olarak kayıtlandığı görülmektedir. Bu faturanın belli başlı eşya ve cihazların satış değeri ve KDV tutarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Talimat mahkemesince yapılan keşifte davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği mevcut faturadaki cihazların tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bir başka söyleyişle faturaya karşı alacaklılık iddiasına dayanak teşkil eden sabit yatırımların davacıya teslimi belli değildir. Bu nedenle mahsup talebi yerinde değildir. Yargıtay içtihatlarına uygun olarak yerinde keşfen yapılan incelemede, kalıcı sabit yapıların teslim edildiği ve davalının mal varlığında artışa sebep olup olmadığı anlaşılamamıştır. Zira davacı vekili de davalı tarafından sunulu 29/11/2011 tarihli fatura muhteviyatında belirtilen sabit yatırımların hiç bir zaman müvekkiline teslim edilmediğini kesin bir dille s...