Ülkemiz çalışanlarının tamamına yakınının sosyal güvenlikleri, bir kamu kuruluşu olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca yürütülmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun, "kanunu bilmemenin mazeret teşkil edemeyeceği" ne ilişkin 4'üncü maddesinin, (genel bir yaklaşım ile), kanuni işlemler tekemmül ettirilmeden veya tebliğ edilmeden tahakkuk edemeyeceği belirtilen, diğer kanunlar için de genelleştirilebileceği düşünülmektedir. Yaşam pratiğinde, kanunu bilmemenin mazeret teşkil edemeyeceği yaklaşımının karşısına, herkesin her kanunu bilmesinin de mümkün olamayacağı görüşünü koymak kolaylıkla mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle kanunların, içeriğinde belirtilen uygulamalara neden gerek görüldüğüne ilişkin gerekçeleri ve uygulamayla hangi sonuçların elde edilmesinin beklendiğine dair amaçlarının göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi azami ölçüde önem teşkil etmektedir. Aksi taktirde, ilgili kanunun yanlış yorumlanmamasından veya bilinmemesinden kaynaklanan, bazı cezai sonuçlar ile veya çeşitli müeyyidelerle karşılaşılabilmektedir. Bu bağlamda, kamuoyu tarafından pek de bilinmediği düşünülen; "Bir çalışma ilişkisi içinde, çalıştırılan kişinin/sigortalının, sigortalılığının kuruma bildirilmediğinin tespiti üzerine geriye yönelik olarak verilmemesi nedeniyle (öncelikle, işverene düzenlenerek ibraz edilmesi tebliğ edilen, ibraz edilmemesi halinde), re'sen düzenlenen Aylık Prim Ve Hizmet Belgesi/Muhtasar ve Prim Ve Hizmet Beyannamesinden (ve mütemmimi diğer belgelerden) dolayı tahakkuk ettirilen idari para cezasının yetkili mahkeme olan ilgili idare mahkemesi tarafından iptal edilmesi, bu belgelerin muhteviyatı olan sigorta primlerinin de otomatikman iptal edilmesi sonucunu doğurur mu ?" sorusuna cevap arama tartışmasının, ilgililer açısından çok faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.