Bir malın teslim anında Türkiye’de bulunması, Türk satıcı nezdinde KDV riski doğurduğu gibi yabancı alıcı nezdinde iş yeri riski ve transfer fiyatlandırması riski doğurmaktadır. Zira ihracat işleminin KDV’den arındırılması işi yabancı alıcı tarafından gerçekleştirilecek ise, yabancı alıcı; şirket veya şube kurmak suretiyle Türkiye’de mükellefiyet tesis ettirmek, ihracat işlemini bu şirket/şube üzerinden gerçekleştirmek, ihracata ilişkin KDV’yi de bu şirket/şube üzerinden arındırmak durumundadır. Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVÖA)’nda ticari kazançların kaynak devlet tarafından vergilen- dirilmesi kaynak devlette iş yeri mevcudiyeti şartına bağlıdır. Türkiye’de kuracağı şube bizatihi yabancı alıcının iş yeri sayılacağından, iş yerine atfedilebilen kazanç İdare tarafından vergilendirilebilecektir. İlk bakışta, alım işlemi nedeniyle oluşacak bir iş yerine kâr atfedilemeyeceği düşünülebilir; ancak dikkatli incelendiğinde bu şubenin yabancı alıcının ticari faaliyetlerinin gerçekleşmesinde bir rol oynadığı, ortaya çıkan kârda pay sahibi olduğu anlaşılacaktır. Yabancı alıcı, şube değil de şirket kurmak suretiyle KDV yönünden gerekli bir yükümlülüğü yerine getirmeye kalkışır ise; bu defa bağımsız teşebbüs ilkesi gereği ve transfer fiyatlandırması mevzuatı uyarınca Türk şirket yabancı alıcı ile olan işlemlerinde fiyatları emsal bedel ile uyumlu belirlemek ve dolayısıyla söz konusu işlemlerden emsal düzeyde bir kâr elde etmek durumundadır. Dolayısıyla, ihracat işleminde transfer fiyatını emsal bedelden farklı belirlemek suretiyle şirkete atfedilebilen kârı azaltmak imkânı da yoktur. Sonuç itibariyle, yabancı bir şirketin Türkiye’den ithalat nedeniyle Türkiye’de KV ödemek durumunda kalması söz konusudur. Bu durum, yabancı alıcıyı alım işleminden vazgeçirebilir ve dolayısıyla hem ihracatçıya hem de ülke ekonomisine zarar verebilir. İşbu yersiz KV tarhiyatının sebebi, yabancı memleketlerde mevcut olan KDV’ye Münhasır mükellefiyet tipinin ülkemizdeki yokluğudur. Söz konusu risklere karşı en doğru tutum, Kanun Koyucu tarafından KDVK kapsamında ihracat işlemlerinde teslim kavramının yeniden ele alınmasıdır. Öte yandan, KDV’ye Münhasır mükellefiyet tesisi ve/veya KDV-3 uygulamasının genişletilmesi hiç değilse yabancı alıcı nezdindeki KV riskinin elimine edilmesine olanak tanıyacaktır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.