Kurumlar ticari faaliyetlerine başlamak veya devam ettirebilmek için belli bir tutarda sermayeye sahip olmaları gerekmektedir. Söz konusu bu sermaye bazen işletmelerin üçüncü kişilerden temin ettiği yabancı kaynak olabilirken bazen de işletmelerin kendi ortaklarının ayni veya nakdi olarak işletmeye koydukları özsermaye de olabilmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun da AŞ’ler ve limited şirketler belli bir sermaye ile kurulmak zorundadır. Kurumlar kuruluş aşamasında veya gelişme dönemlerinde özsermayelerini yüksek tutarak süreci tamamlamaya çalışmaktadırlar. Kurumlar dönemsel veya bulundukları sektör itibariyle bazı dönemlerde çok daha yüksek tutarda öz sermayeye sahip olmaları gerekmektedir. Bazen de işletmelerin ihtiyacı olan özsermaye tutarı gerektiğinden fazla hesaplanarak kaynakların âtıl durumda kalması durumu da söz konusu olabilmektedir. Bu ve benzeri durumlar nedeniyle kurumlar öz sermayelerinde azaltma yoluna gidebilmektedirler. Bu sermaye azaltımında kurumların hangi kalemlerinin öncelik olarak azaltılacağı ve vergisel boyutu ile ilgili hususlar için vergi kanunlarında herhangi bir düzenleme yer almamaktaydı. Kurumlar sermaye azaltımlarının vergisel boyutunu bu kapsamda verilen özelgeleri dikkate alarak yerine getirmekteydiler. Söz konusu özelgelerin muhatabına özgü olması ve her konunun farklı olması durumundan dolayı mali idare ile mükellefler sürekli karşı karşıya gelmekteydi. Bu hususta oluşan hukuki boşluğu doldurmak için kanun koyucu 7420 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesinden sonra gelmek üzere 32/B maddesi düzenlenerek kurumların sermaye azaltımının vergilendirmesi ile ilgili hususlar düzenlenmiştir. Makalemizde sermaye azaltımının vergilendirilmesi yeni yasal düzenlemeler kapsamında açıklanmaya çalışılacaktır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.