Sosyal Güvenlik insanlığın varoluşundan itibaren muhtaçlık yaratan bütün sosyal risklere karşı koruma olgusu ile ortaya çıkmıştır. Sosyal Güvenlik’e tarihte; ilkçağlarda, insanların açık alanlarda doğa olaylarından korunması için mağara ve sığınaklar inşa etmesi, kışın tüketmek için yazın yiyecek biriktirmesi dürtüsü ile oluşurken, orta çağda loncaların kurulması ile takibinde ise Osmanlı Döneminde en güçlü örneği olarak tımar sistemi karşılaşmaktayız.Ülkemizde, asıl anlamda sanayileşme sürecine Cumhuriyet dönemi ile girilmiştir. Zira, sosyal güvenliğin, hazırlayıcı şartları Ülkemizde çok yavaş bir gelişim seyri izlemiş, çağdaş anlamdaki sosyal sigortaların ilk temelleri ancak 1936 yılında çıkarılan İş Kanunu ile atılabilmiştir. Bu Kanunda yer alan ilkelerin yaşama geçirilmesi ise İkinci Dünya Savaşından sonra olanaklı hale gelmiş ve izleyen yıllar, sosyal güvenlik alanında yoğun çabalar sarf edilmiştir. Ülkemizdeki sosyal güvenliğin gelişim seyrini, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi, Kurtuluş Savaşı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi olarak üç bölüm şeklinde inceleyebiliriz.İkinci Dünya Savaşının sona ermesiyle birlikte, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yeni ve yoğun bir sosyal ve ekonomik atılım yaşanmış, yepyeni bir sosyal güvenlik sisteminin oluşturulması zorunlu hale gelmiştir. Bu dönemde Ülkemizde iş kazaları, meslek hastalıkları ve analık sigortaları kurulurken, Çalışma Bakanlığının kuruluş kanunu ve görevleri arasında sosyal güvenliğe de yer verilmiştir.Cumhuriyetin ilanı itibariyle 3008 sayılı İş Kanunu’nun çıkarıldığı 1936 yılına kadar, sosyal güvenlikle ilgili kapsamlı bir düzenleme yapılamamış bu devrede çıkarılan kimi yasalar ancak dolaylı ve sınırlı olarak sosyal güvenlikle ilgili hükümler içermiştir. 3008 sayılı İş Kanunu ile ilk kez Türkiye’de sosyal sigortaların kuruluşu ve sosyal sigortalara ilişkin temel ilkeler öngörülmüştür. Atatürk’ün Türk milletini çağdaş medeniyet seviyesine çıkarmak, hür ve bağımsız bir devletin temelini oluşturan demokrasiyi kültür zenginliği ile kuvvetlendirmek, idarede ve sosyal yapıda reformlar yaparak, yeni ve modern bir Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratmayı hedeflediği ilke ve inkılapları içinde "Sosyal Güvenlik" kavramını "Devletçilik" ve "Halkçılık" ilkelerinde rastlayabiliriz. Şöyle ki Büyük Atatürk "Devletçilik" kavramına yepyeni bir kavram ve anlam vererek "Atatürk Devletçiliği" ile sadece ekonomik değil, aynı zamanda "Sosyal" bir muhteva taşıyarak fırsat eşitliği yaratmada devleti görevli kabul etmiştir. Yaşanan gelişmeler ve yapılan düzenlemeler neticesinde günümüzde sosyal güvenlik reformu ile sosyal güvenlik sisteminin kapsamı "Kısa Vadeli Sigorta Kolları", "Uzun Vadeli Sigorta Kolları" ve "Genel Sağlık Sigortası" olmak üzere üç ana koldan oluşturulmuştur.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.