Serbest ticaret anlaşmaları, günümüz ekonomik düzeninin tartışmasız bir gereksinimi haline gelmiştir. Ülkeler hem uluslararası pazarda yer alma hem de ulusal düzeyde refah sağlama beklentilerini gerçekleştirmek üzere, ticareti etkileyen tarife ve tarife dışı engellerin kaldırıldığı, taraflar arasında bir serbest ticaret alanı oluşturan, ancak taraf ülkelerin üçüncü ülkeler ile ticaretlerinde mevcut ulusal düzenlemelerini sürdürmesine izin veren bir sistemin içinde yer almayı tercih etmekte ve bu talep doğrultusunda ikili veya bölgesel düzeyde serbest ticaret anlaşmaları akdetmektedirler. Türkiye de gerek uluslararası ticarette serbest ticaret ağları oluşturma eğilimine paralel olarak gerekse Gümrük Birliği çerçevesinde AB’nin Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) yaptığı ülkelerle karşılıklı yarar esasına dayalı benzer anlaşmalar akdetmektedir. Böylece taraflar arasında ticareti etkileyen veya kısıtlayan engellerin kaldırılması sağlanarak ticaret hacminin karşılıklı menfaatler korunarak arttırılması hedeflenmektedir. Serbest ticaret anlaşmaları ile taraflar arasında ticaretin kolaylaştırmasını sağlayan sistemin merkezinde "menşe" kavramı yer almaktadır. Taraflar arasında ticareti etkileyen veya kısıtlayan engellerin kaldırılması ancak eşyanın taraf ülke veya ülkeler menşeli olmasına bağlıdır. "Eşyanın tercihli menşei" esasına dayalı bu sistemde eşyanın menşei, taraflar arasında akdedilen anlaşmada yer alan menşe kuralları esas alınarak belirlenir. Eşyanın tercihli menşe statüsü kazanmasına yönelik kurallar ve uygulamalar, serbest ticaret anlaşması imzalanan ülke ve ülke gruplarına göre farklılık göstermektedir. Bu yazıda serbest ticaret anlaşmaları kapsamında eşyanın tercihli menşeinin tespiti üzerine ortak tanımlar ve farklılık gösteren uygulamalar ele alınmıştır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.