Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2014/7370 · K. 2014/29266
YargıtayYargıtay 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2014/7370 K. 2014/29266

E. 2014/7370K. 2014/2926616 Ekim 2014
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

"İçtihat Metni" Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair... Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 10.12.2010 tarih ve 2009/559 Esas 2010/383 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.12.2013 tarih ve 2012/13303 Esas 2013/31335 Karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık hakkında TCKnın 129/3. maddesinin de uygulanması istemiyle dava açılmasına karşın, ek savunma hakkı verilmeden anılan madde uygulanmayarak, CMK'nın 226/2. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı ve sanık...

Karar Metni

4. Ceza Dairesi 2014/7370 E. , 2014/29266 K. "İçtihat Metni" Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair... Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 10.12.2010 tarih ve 2009/559 Esas 2010/383 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.12.2013 tarih ve 2012/13303 Esas 2013/31335 Karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık hakkında TCKnın 129/3. maddesinin de uygulanması istemiyle dava açılmasına karşın, ek savunma hakkı verilmeden anılan madde uygulanmayarak, CMK'nın 226/2. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA" karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2014 tarih ve 2011/189613 sayılı yazısı ile; "İtirazlarımız sanığın hakaret suçundan TCK.nun 129. Maddesindeki özel tahrik hükmünün uygulanmama ihtimaline binaen sanığa CMK.nun 226. Maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmemesine ilişkin bozma gerekçesinin yerinde olmadığına ilişkindir. Yasal mevzuatımız incelendiğinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Suç niteliğinin değişmesi başlıklı 226. maddesinde; 1)Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. 2)Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. 3)Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. 4)Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır düzenlemelerine yer verilmiştir. Savunma hakkı, 1982 Anayasasının 36. maddesinde "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmın ikinci bölümünde Kişinin Hakları ve Ödevleri başlığı altında; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde düzenlenmiş olup, bu anayasal güvence altına alındığı gibi, uluslararası sözleşmelerle de korunmuş olan bu hakkın kısıtlanması halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUYnın 308/8. maddesine göre mutlak bozma nedenlerindendir. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel kural ise de kanun koyucu yargılamanın uzamasını önlemek, gereksiz emek ve gider kaybına neden olmamak ve usul ekonomisi açısından bazı sınırlamalara gittiği de bir gerçektir. Diğer taraftan ...