Ticari hayatın gereği olarak işletmeler yapmış oldukları satışların tamamını peşin olarak gerçekleştirememektedir. Hatta çoğu zaman yapılan satışlar çok uzun süreli vadeler içerebilmektedir. Günümüzde vadeli satışların, müşteri ve pazar payının elde tutulması bakımından zorunlu olduğu da söylenebilir. İşletmeler yapmış oldukları satışlar neticesinde düzenlenen faturada gösterilen tutarları tahsil edilip edilmediklerine bakmaksızın yasal defterlerine hasılat olarak kaydetmektedir. Bu durumda işletmeler çoğu zaman tahsil etmedikleri tutarlar üzerinden de vergi ödemek zorunda kalmaktadır. Nitekim ülkemizdeki vergi mevzuatı gereğince ticari ve zirai kazancın vergilendirilmesi tahakkuk ilkesine bağlanmış bulunmaktadır. Yani ticari ve zirai kazancın vergilendirilmesi bakımından hasılatın tahsil edilme zorunluluğu yoktur. Bu husus vergilendirmede dönemsellik ilkesini beraberinde getirmekte olup, bu ilke gereğince işletmelerin tahsil edemedikleri tutarlar üzerinden vergi ödemelerinin önüne geçmek için bazı yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelere göre işletmeler belli şartların mevcut olması kaydıyla daha önce gelir hesaplarına kaydettiği fakat tahsil edemediği tutarları ilgili dönemin gelir hesaplarından çıkarmakta ve tahsilatın yapıldığı dönemin gelirlerine dahil etmektedir. Bu istikametteki uygulamanın vergilendirme rejimi bakımından son derece isabetli ve yerinde olduğu kanaatindeyiz.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.