488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1'inci maddesinde Damga Vergisinin konusu, 3'üncü maddesinde mükellef açıklanmış, Kanuna ekli (1) sayılı tablonun A/1 bölümünde, Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerden nisbi oranda vergi alınacağı belirtilmiştir. İlgili kanunun 10'uncu maddesinde Damga Vergisi nispi veya maktu olarak alınacağı ve nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli paranın esas alınacağı belirtilmiştir. Ancak belli paradan kastedilen anlamın ne olduğu ne Damga Vergisi Kanununda ne de ilgili kanun tebliğlerinde tam anlamı ile açıklanmamıştır. Sözleşmelerin Damga Vergisinin konusuna girmesi; tarafları yükümlülük altına sokan, bağlayıcı nitelikte olan, ispat vasıtası olarak kabul edilebilmesi ve belli bir para içermiş olasına bağlıdır. Sözleşmelerde kimi durumlarda tarafları yükümlülük altına sokan tutar açıkça belirtilmekte iken, kimi durumlarda ise sözleşme içinde gizlenmekte veya atıf yapılan kağıt ile belirlenmektedir. Tarafları yükümlülük altına sokan ve ispat vasıtası olarak kabul edilecek tutarın Süreklilik kazanan özelgelerde ve Danıştay kararlarında; kâğıtlarda belirtilen tutar ya da kâğıtta bulunan birim fiyat, miktar gibi bilgilerden yola çıkarak çarpma toplama gibi işlemler yapmak suretiyle hesaplanması mümkün olabilecek tutar olarak veyahut esas sözleşmeye ek olarak düzenlenen sözleşmelerle tarafları yükümlülük altına sokan belli tutar olacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.