213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 274'üncü maddesi uyarınca emtia, maliyet bedeliyle değerlenir. Kanunun 262'nci maddesinde ise maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderler toplamı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan, emtialara ilişkin maliyet bedeli hesabında satın alma (veya değer artırma) bedeline ek olarak bu alışlara bağlı olarak ortaya çıkan giderlerin de maliyetin bir unsuru olarak dikkate alınması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Kuşkusuz bunun en tipik örnekleri emtia alımı nedeniyle doğan kur farkı, kredi faizi ve vade farkı tutarlarıdır. Maliye Bakanlığı, 238 Sıra No.lu V.U.K. Genel Tebliğinde, kredi faizleri ve kur farklarına ilişkin belirsizlikleri gidermekle birlikte emtia alımlarına ilişkin vade farkları hakkında herhangi bir açıklamaya yer vermemiştir. Günlük ticari işlemlerde yaygın biçimde görülen vade farkı uygulamasına ilişkin olarak gerek yasa gerekse de tebliğ bağlamında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Esasen konu hakkında herhangi bir düzenlemenin bulunmuyor olması vade farkı tutarlarına ilişkin ihtiyari bir alan yaratıyor gibi algılansa da, konunun detaylıca ele alınması sonucunda farklı sonuçlara ulaşmak mümkündür. Makalede, emtia alımından kaynaklanan vade farklarının emtia maliyetinin bir unsuru olup olmadığı ile bunların doğrudan gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususlarına yer verilecek ve konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapılacaktır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.