Hıncal Uluç vergi anlatır mı demeyin. "Amerika'da Dağ Başında KDV Fişi" adlı yazısından bir alıntı; "Amerika'da kentten 80 kilometre uzakta, bir çiftlik kenarında, ikinci el kitap satan bir dükkancık buldum. Dükkan da değil. Evin bir odası. Oradan, bir kitabı pazarlık ederek satın aldım. 10 dolar dedi, ben iki dolara aldım. Yani o kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başında o eski kitaba ödediğim parayı bir ben biliyordum, bir yaşlı kadın, bir de Allah... Yaşlı kadın, yazar kasa ile KDV fişi kesti...'' Yine Hıncal Uluç'tan ''Vergi ve Vatandaş'' adlı yazısından alıntı; New York'ta yaşayan Özcan, yakın dostu Jeff adlı bir Amerikalının arabasına talip oluyor. 4 bin dolara anlaşıyorlar. Yasalara göre ikinci el araba alan, yüzde 8 alım vergisi ödüyor. Özcan diyor ki, Jeff'e.. "Nasıl olsa aramızda anlaştık. Bunu kimseler bilmez.. Sen evrakları 2 bin dolar üzerinden tanzim edersen, ben 320 dolar yerine 160 dolar vergi öder 160 dolar kazanırım." "Peki" diyor Jeff, sevgili arkadaşını kırmamak için.. Ertesi sabah arabanın satış evraklarını bir zarf içinde getirip Özcan'a bırakıyor..Özcan zarfı açıyor.. İçinde evraklar.. 4 bin dolar üzerinden tanzim edilmiş..Bir de 160 dolar para! Amerika'da adam öldür, vergi kaçırma Yasalar öyledir der Prof. Dr. Şükrü Kızılot hocamız. Bizde ise durum tam tersidir. Kanunsuzluktan değil, denetimsizliktendir. Vergi bilincimizin yerleşmemesinden. Vatandaş olarak bu konuyu hazmedemedik. Şükrü Kızılot'un Kiraz Kedinin KDV'si adlı kitabında ''Dağın Tepesindeki Vagonda Fiş Kontrolü'' Türkiye profilini ortaya çıkarıyor ne yazık ki. Vergi ve denetim konusunda Amerika'ya bakın bir de güzelim Türkiye'ye. Ne kadar tuhaf değil mi? Bizde toplanan vergilerin büyük bir oranı dolaylı vergilerden toplanmaktayken Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde tam tersi doğrudan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri öder vergiyi.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.