Mahkeme Kararı Özeti Olay: Beyaz eşya satış sözleşmesinden doğan alacak nedeniyle davacı şirket, davalı şirkete karşı ihtiyati haciz talep etmiştir. İlk derece mahkemesi bu talebi reddetmiş, davacı istinaf etmiştir. Hukuki Değerlendirme: İcra İcra Kanunu 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. Mahkeme, davacının sunduğu sözleşme ve faturaların alacak varlığını yaklaşık ispata yeteceğini, ancak muacceliyeti kanıtlamadığını ve davalının mal kaçırma riski hakkında delil bulunmadığını tespit etmiştir. 258/1. maddede aranan "alacağın varlığı hakkında kanaat" da oluşmamıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiş ve ilk derece kararını onamıştır. Davacıya istinaf harcı ve yargılama giderleri yükletilmiştir.
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2019/1195 Esas KARAR NO : 2019/1029 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2019/127 Esas TARİH : 02/04/2019 DAVA : İtirazın İptali -İhtiyati Haciz Talebi. KARAR TARİHİ : 10/07/2019 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 15/03/2017 tarihli Beyaz Eşya Satın Alma sözleşmesi uyarıca ... Tic. A.Ş.'ne beyaz eşya ürün satışı yapılacağının, buna karşılık sözleşmede belirlenen bedelin müvekkili şirkete ödeneceğinin düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından davalı ...Tic. A.Ş.'ne sözleşmeye istinaden düzenlenen faturaların bedelinin ödenmediğini, davalı hakkındaki icra takibine davalının itiraz ettiğinden takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkili şirketin alacağının rehinle teminat altına alınmadığını, muaacel bir alacak olduğunu, bu bakımdan İİK.nun 257. maddesinde sayılan şartların oluştuğunu, davalının üzerine kayıtlı taşınmazları mal kaçırmak amacıyla devretme riski olduğunu, bu nedenle davalının borca yeter menkul ve gayrimenkul mallarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İİK.nun 257. maddesi gereğince ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından başlatılan icra takibine süresi içerisinde itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davacının bunun üzerine açtığı işbu itirazın iptali davasının da haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının borcun nasıl ödendiğini ispatlayamadıklarına yönelik iddiasının mesnetsiz olduğunu, borcun nasıl ve ne şekilde ödendiğinin defter kayıtlarında ve banka kayıtlarında sabit olduğunu, gelişigüzel hazırlanan kur farkı faturalarıyla alacak talebinde bulunulduğunu, davacının teslim süresini fazlasıyla aşarak teslimi yaptığını, bunun açıkça ortada olmasına rağmen davacının geç ödeme nedeniyle kur farkı alacağından bahsetmesinin iyi niyetli bir davranış olmadığını, devlet tarafından belirlenen sabit kur üzerinden hesaplama yapılarak ödemelerin yapılacağı düzenlemesinin yapıldığını, davacının dava açarken arabuluculuk tutanak aslını dosyaya sunmaması halinde davanın usulden reddi gerektiğini, davacının ihtiyati haciz talebinin haksız ve yersiz olduğunu, mahkemenin hukuka uygun şekilde talebi reddettiğini, müvekkilinin mal kaçırma içerisinde olmadığını, talebin yargılamayı gerektirdiğini, müvekkilinin mağdur edilmek istenildiğini, müvekkilinin uzlaşmaya hazır olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini savunarak, davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini t...