Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 20/06/2009 tarihinde meydana gelen kaza sonrası müvekkilinde meydana gelen maluliyet sebebiyle 3.000-TL daimi maluliyet tazminatının davalı şirketten 08/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil şirket tarafından Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalanan 06 CNJ 23 plakalı (eski plaka 06 BV 6607) aracın 20/06/2009 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, müvekkil şirket maddi tazminat talepleri açısından poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, davacının...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2018/3071 KARAR NO : 2018/1681 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/02/2018 NUMARASI : 2016/1208 Esas 2018/225 Karar DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ: 06/12/2018 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 20/06/2009 tarihinde meydana gelen kaza sonrası müvekkilinde meydana gelen maluliyet sebebiyle 3.000-TL daimi maluliyet tazminatının davalı şirketten 08/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil şirket tarafından Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalanan 06 CNJ 23 plakalı (eski plaka 06 BV 6607) aracın 20/06/2009 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, müvekkil şirket maddi tazminat talepleri açısından poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, davacının kaza geçirdiği araç ticari bir araç olmayıp yapılan taşımanın hatır taşıması olduğunu, davacı araç sürücüsünün hız yapmasına engel olmadığı için kusura katılmış sayılacağı, davacının kusura katılmış olmasına rağmen müvekkil şirket tarafından davacıya, gerçek zararlarından hiçbir indirim yapılmayarak 18/11/2014 tarihinde 13.781,00 TL ödeme yapıldığını, davacının tüm zararları karşılandığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının Adli Tıp Kurumu'na sevki konusunda meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen talimat mahkemesine başvuruda bulunmadığından ve temin olunan tedavi evrakının bu konuda ispata elverişli olmadığı anlaşıldığından davanın reddine kesin olmak üzere karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf başvurusu; davanın belirsiz alacak niteliğinde açılmış olması nedeniyle parasal sınırlar itibariyle kararın kesin olmadığı, davalı ... şirketinin düzenlemiş olduğu poliçe ile 3. kişilerin uğramış olduğu zararları teminat altına aldığı, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamınca davalı ... şirketinin sorumluluğunun olduğu, talimat mahkemesince vekil edenine çıkartılan muhtıra tebliğinin usule uygun olmadığı, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebliğin zorunlu olduğu, bunun üzerine yerel mahkemece yeniden talep edilen sürenin reddi ve davanın reddine yönelik kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönlerine ilişkindir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenecektir. Dosyada mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de, davacı tarafça fazlaya ilişkin hak saklı tutularak dava açmış olup alacağın tamamının dosya kapsamında...