21.3.2024 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 Tarihli ve E: 2021/61, K: 2024/31 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
“... 1) 15.04.2021 tarihli ve 7316 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle 6183 sayılı Kanun’un değiştirilen 90. maddesinin ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırılığı 7316 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un gayrimenkul malların satışı ve satış komisyonlarını düzenleyen 90. maddesi değiştirilmiştir. Buna göre gayrimenkuller, satış komisyonlarınca fiziki veya elektronik ortamda açık artırma ile satılır; satış komisyonunun oluşumu alacaklı amme idarelerince belirlenir; komisyonun çalışma usul ve esaslarını belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. Ancak satış komisyonunun oluşumunun alacaklı amme idarelerince belirlenmesine cevaz veren, değiştirilen 90. maddenin iptali talep edilen ikinci cümlesi, Anayasa’ya aykırıdır. 6183 sayılı Kanun’un 90. maddesinin 7316 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değiştirilmeden önceki hali: “Gayrimenkuller satış komisyonlarında açık arttırma ile satılır. Satış komisyonu, il ve ilçelerde en büyük mal memurunun veya tevkil edeceği zatın reisliği altında belediye meclisi tarafından kendi azası içinden seçilmiş bir zat ile alacaklı amme idaresinin salahiyetli bir memurundan ve gayrimenkulün bulunduğu yer tapu sicil muhafızı veya tevkil edeceği zattan teşekkül eder.” şeklindedir. 6183 sayılı Kanun’un 90. maddesinin 7316 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değiştirildikten sonraki hali: “Gayrimenkuller, satış komisyonlarınca fiziki veya elektronik ortamda açık artırma ile satılır. Satış komisyonunun oluşumu alacaklı amme idarelerince belirlenir. Komisyonun çalışma usul ve esaslarını belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.” şeklindedir. Maddenin lafzından anlaşılacağı üzere; kanun koyucu, satış komisyonlarının kimlerden teşekkül edeceği hususunda numerus clausus sayma usulünü terk etmiş ve bu yetkiyi, alacaklı amme idaresinin uhdesine bırakmıştır. Bu durum, Anayasa’ya aykırıdır. Nitekim hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa’ya ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri ile Anayasa’nın bulunduğu bilinci olan devlettir (Anayasa Mahkemesi’nin 02.06.2009 tarihli ve 2004/10 E.; 2009/68 K. sayılı Kararı). H ukuk devletinin ön koşullarından olan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, hukuki belirlilik ilkesi de kanun hükümlerinin şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılabilir olmasını ve ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (bkz. AYM 9.2.2017, 2016/143 E.– 2017/23...