Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 Tarihli ve E: 2018/137, K: 2022/86 Sayılı Kararı
Karar Özeti
12.1.2023 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 Tarihli ve E: 2018/137, K: 2022/86 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
Karar Metni
“... 1. 7145 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (C) fıkrasına eklenen ikinci paragrafın Anayasaya aykırılığı 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinde Valinin asayişle ilgili yetkileri düzenlenmiştir. Bu çerçevede kolluk kuvvetlerinin sevk ve idaresi, sahil ve hudutların korunması, il sınırları içinde asayiş ve düzenin sağlanması hususları maddede düzenlenmiştir. Maddenin (C) fıkrasına eklenen yeni paragrafta ise valiye, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde on beş günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlama yetkisi tanınmıştır. Ayrıca vali belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını, araçların seyirlerini düzenleyebilecek veya kısıtlayabilecek ve ruhsatlı da olsa her çeşit silah ve merminin taşınması ve naklini yasaklayabilecektir. Görüldüğü gibi getirilen yeni paragrafla valilere öncelikle belli kişiler için onbeş günü geçmemek üzere belli yerlere girip çıkış sınırlaması getirebilecektir. Bunun için kamu düzeninin olağan hayatı durduracak kadar bozulmuş olması ya da bozulacağına dair ciddi belirtilerin ortaya çıkması gerekecektir. Ayrıca bu hallerde herkes için değil, kamu düzenini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için bu sınırlamayı uygulayabilecektir. Bu yetkinin Anayasa’nın 23. maddesinde güvence altına alınmış olan seyahat özgürlüğünün yanı sıra bazı koşullarda Anayasanın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü hakkına da müdahale oluşturacağı açıktır. Özellikle kişilerin bir yerden çıkmaktan 15 gün boyunca men edilmesi halinde bunun özgürlük hakkına yönelik bir müdahale oluşturması da kaçınılmazdır. Bu durumda bu temel haklara yönelik sınırlamaların Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen genel sınırlama ölçütlerine ve ilgili maddelerde yer alan özel sınırlama ölçütlerine de uygun olması gerekir. Öncelikle Anayasanın 13. maddesine göre sınırlamanın kanunla yapılması zorunludur. Aynı şekilde hem 19. maddede hem de 23. maddede bu hakların ancak kanunla sınırlanabileceği açık bir şekilde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin ve AİHM’in yerleşik içtihadına göre hakka sınırlama getiren yasanın öngörülen kanunla sınırlama kriterini yerine getirebilmesi için belli niteliklere sahip olması gerekir. Buna göre bir düzenlemenin kanunla sınırlama ölçütünü karşılayabilmesi için, içeriği belirli ve sonuçları öngörülebilir olmalıdır. Kanunilik ölçütü, sınırlamaya ilişkin kuralın “erişilebilirliği”ni ve öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade eden “belirliliği”ni garanti altına alır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 55). Belirlilik, bir kuralın keyfiliğe yol açmayacak bir içerikte olmasını ifade eder. Temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsam bakımı...