Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü: 1-) 644 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13’üncü maddesi uyarınca yalnızca Maliye Bakanlığı personeline yapılan ek ödemenin İl Özel İdaresi Genel Sekreterine de ödenmesi nedeniyle 5.811.82-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle, 01.08.2010 tarih ve 27659 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6009 Sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 8’inci maddesinde; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, Büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede...
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü: 1-) 644 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13’üncü maddesi uyarınca yalnızca Maliye Bakanlığı personeline yapılan ek ödemenin İl Özel İdaresi Genel Sekreterine de ödenmesi nedeniyle 5.811.82-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle, 01.08.2010 tarih ve 27659 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6009 Sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 8’inci maddesinde; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, Büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” hükmü yer aldığını, Buna göre, “il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır” hükmü doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “genel sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idari hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.” hükmü yer aldığını, Genel Sekreterlerin mali ve sosyal hakları atfen düzenlendiğini, 5302 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesi, genel sekreterlerin mali ve sosyal haklarını tek tek saymadığını, başka bir kurum personelinin mali ve sosyal haklarına atıfta bulunmak suretiyle düzenlendiğini, Kanun’un 36’ncı maddesi hükmü il özel idaresi genel sekreterinin mali ve sosyal haklarını başka bir kurum memuruna atfen düzenlerken; a)-Genel idare hizmetleri sınıfından olma, b)-Bakanlık genel müdürü veya müstakil daire başkanı olma, c)-İlgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanma, olmak üzere üç temel koşul aradığını ve bunun dışında başka bir şart aramadığını; 5302 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında “bakanlık genel müdürü ve müstakil daire başkanı” ifade edilmesine rağmen, Yasa’nın “Tanımlar” başlığında da “bakanlık” tanımı yer almadığını, Yerel yönetimler üzerinde ağırlıklı olarak idari vesayet yetkisinin İçişleri Bakanlığınca kullanılması ve il özel idaresinin başında vali olması nedeniyle “bakanlık” ifadesinden İçişleri Bakanlığının anlaşılarak emsal alınması gerektiğini ifade edenler olsa da, İçişleri Bakanlığında genel idare hizmetleri sınıfından genel müdür ve müstakil daire başkanı bulunmadığını, diğer taraftan il özel idarelerin İçişleri Bakanlığ...