749 sayılı ilamın 19. maddesi ile Bursa – Orhaneli Kaymakamı Ahmet ATILKAN’a ödenen il özel idare ödeneğinden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle kamu zararına gerekçesi ile 845,26 - YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; 10 Temmuz 2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 25/6/2009 tarih ve 5917 sayılı ''Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 36. maddesiyle 5302 sayılı îl Özel İdaresi Kanununa Geçici 4. madde eklendiğini, eklenen bu geçici maddede "Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi...
749 sayılı ilamın 19. maddesi ile Bursa – Orhaneli Kaymakamı Ahmet ATILKAN’a ödenen il özel idare ödeneğinden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle kamu zararına gerekçesi ile 845,26 - YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; 10 Temmuz 2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 25/6/2009 tarih ve 5917 sayılı ''Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 36. maddesiyle 5302 sayılı îl Özel İdaresi Kanununa Geçici 4. madde eklendiğini, eklenen bu geçici maddede "Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir." hükmüne yer verildiğini, anılan mevzuat metinlerinden de anlaşılacağı üzere il özel idare ödeneğinden gelir vergisi kesilmemesinin kamu zararı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir. Savcılığın karşılama yazısında, ortaya konulanlar Dairece verilen kararın gerekçeleri karşısında, tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, Daire kararının onanması, yönünde görüş bildirmiştir. Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmektedir. Bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ödenen ücretler ile, 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır. Bu hükümlere göre; ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması suretiyle verilendirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümen Üyelerine Verilecek Ödenek” başlıklı 28’inci maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gö...