Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 957 sayılı ilamın 2’maddesiyle vergi, prim, aidat ve keseneklerin zamanında ödenmemesi nedeniyle tahakkuk eden gecikme cezasının belediye bütçesinden ödendiği gerekçesiyle toplam 89.265.144.686-liraya tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi özetle, bu hükümle ilgili olarak hem esas yönünden hem de sorumluluk açısından olmak üzere iki başlık altında savunma yapmak istediğini, esas hakkındaki savunmasında; ülkemizde mahalli idarelerin öteden beri mali sıkıntı içinde olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu, bu nedenle Hükümetlerin zaman zaman belediyelerin kaynaklarını artırmaya yönelik girişimlerde bulunduklarını, borç batağı içinde personel giderlerini dahi ödemekte güçlük çeken belediyeleri bu durumdan kurtarabilmek için mali aflar veya ödeme kolaylıkları getirerek, bu yolla tahsili imkansız hale gelmiş kamu alacaklarını...
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 957 sayılı ilamın 2’maddesiyle vergi, prim, aidat ve keseneklerin zamanında ödenmemesi nedeniyle tahakkuk eden gecikme cezasının belediye bütçesinden ödendiği gerekçesiyle toplam 89.265.144.686-liraya tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi özetle, bu hükümle ilgili olarak hem esas yönünden hem de sorumluluk açısından olmak üzere iki başlık altında savunma yapmak istediğini, esas hakkındaki savunmasında; ülkemizde mahalli idarelerin öteden beri mali sıkıntı içinde olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu, bu nedenle Hükümetlerin zaman zaman belediyelerin kaynaklarını artırmaya yönelik girişimlerde bulunduklarını, borç batağı içinde personel giderlerini dahi ödemekte güçlük çeken belediyeleri bu durumdan kurtarabilmek için mali aflar veya ödeme kolaylıkları getirerek, bu yolla tahsili imkansız hale gelmiş kamu alacaklarını tahsil etmeye çalıştıklarını, Belediyelerinin de diğer birçok belediyede olduğu gibi kaynak ve nakit sıkıntısı çektiğini, bu nedenle ödemelerin zamanında yapılmamasının kasıt veya ihmalden değil bir açmazdan, bir sıkıntıdan, zorunluluktan kaynaklandığını, Belediyenin nakit sıkıntısı içinde olduğu, o döneme ait banka ve kasa cetvellerinin incelenmesinden de rahatlıkla görülebileceğini, bu ödemelerdeki gecikmenin; kasıt, kusur veya ihmalden değil, kasa durumunun bu bedelleri ödemeye yeterli olmamasından kaynaklandığının Belediyelerinin en üst karar organı olan Belediye Meclisince de kabul edilmiş ve bu nedenle kişi borcunun kaldırılmasının (Karar tarihi : 19.06.2003 / 20). talep edildiğini, vergi dairesine olan 1993 yılı 4 üncü ayından 2000 yılı 8 inci ayına kadar ki borçlarının, 06.02.2001 tarih ve 24310(M) sayılı resmi gazetede yayınlanan 414 seri numaralı tahsilat genel tebliği hükümleri doğrultusunda ödendiğini, aynı şekilde SSK ile ilgili 30.04.2001 tarih ve 16-244 Ek sayılı genelge doğrultusunda 1993 yılı 6 ayından 2000 yılının 5 ayına kadar olan prim borçlarının da takside bağlanarak ödendiğini, bir an için söz konusu ceza ödemelerinin yapılması gerektiği dönemlerde kasa ve bankada paranın olduğu görülse bile bu belediyelerinin daha öncelikli harcama kalemlerinin olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, örneğin bu dönemlerde para olsa bile personel maaş ödemeleri ile vergi borcu ödemesi arasında tercih söz konusu olduğunda, çok doğaldır ki maaş ödemelerine öncelik verileceğini, bu nedenle kasa veya bankada belli bir miktar paranın olmasının Belediyenin nakit sıkıntısı içinde olmadığının kanıtı olamayacağını, kaldı ki yapılan ödemeler, yapılmamış bir imalatın karşılığı veya alınmamış bir malın karşılığı olarak değil, yasalara uygun olarak tahakkuk etmiş bir gecikme cezası ödemesi olduğunu, benzer bir konuda Sayıştay 6.Dairesinin 22.09.2005 tarih ve 11159 tutanak sayılı kararında sorumluların bereatine karar verildiğini yine nakit yetersizli nedeniyle Temyiz Kururlunun 28.12.2004 tarih ve 27557 tutanak sayılı ve 8.11.2005 tarih ve 28193 tutanak sayılı kararlarının bu...