GEREKÇE : Büyükana ve büyükbabanın torunları ile velinin arzusu hilafına ve veliyi hasım göstermek suretile, şahsî münasebet teminini talep ve davaya Hakları bulunup bulunmadığı hususunda Yüksek Temyiz Mahkemesi İkinci Hukuk Dairesinin 11.12.1947 tarih 6501/6134 sayılı ilâmında belirtilen içtihat hilafına aynı Dairede yeni bir içtihat ve kanaat izhar olunduğu Daire riyasetinden yazılan 10.3.1959 tarihli tezkerede belirtilmiş keyfiyetin Tevhidi İçtihat Heyetince müzakeresi istenmiş, evrak Birinci Riyasetçi Heyetimize havale edilmiş olmakla, Temyiz Hukuk Kısmî Tevhidi İçtihat Umumî Heyetinde müzakere olundu. Netice: Yüksek Temyiz İkinci Hukuk Dairesinin 11.12.1947 tarihli ilâmı büyükana ve büyükbaba tarafından torunlarının velisi aleyhine açılmış bir davaya taalluk etmektedir. Bu davada davacılar; davalı kadın ile kendi oğullarının boşanmış olduklarını, müşterek çocuklarına ait velâyet...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu E.1959/12 K.1959/29 T.18.11.1959 TORUN İLE KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI BÜYÜKANNE VE BÜYÜKBABALAR, MAHKEMEYE BAŞVURARAK, TORUNLARI İLE KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASINA KARAR VERİLMESİNİ İSTEYEBİLİRLER. GEREKÇE : Büyükana ve büyükbabanın torunları ile velinin arzusu hilafına ve veliyi hasım göstermek suretile, şahsî münasebet teminini talep ve davaya Hakları bulunup bulunmadığı hususunda Yüksek Temyiz Mahkemesi İkinci Hukuk Dairesinin 11.12.1947 tarih 6501/6134 sayılı ilâmında belirtilen içtihat hilafına aynı Dairede yeni bir içtihat ve kanaat izhar olunduğu Daire riyasetinden yazılan 10.3.1959 tarihli tezkerede belirtilmiş keyfiyetin Tevhidi İçtihat Heyetince müzakeresi istenmiş, evrak Birinci Riyasetçi Heyetimize havale edilmiş olmakla, Temyiz Hukuk Kısmî Tevhidi İçtihat Umumî Heyetinde müzakere olundu. Netice: Yüksek Temyiz İkinci Hukuk Dairesinin 11.12.1947 tarihli ilâmı büyükana ve büyükbaba tarafından torunlarının velisi aleyhine açılmış bir davaya taalluk etmektedir. Bu davada davacılar; davalı kadın ile kendi oğullarının boşanmış olduklarını, müşterek çocuklarına ait velâyet Hakkının davalı kadına bırakıldığını, kendi oğullarının ahiren vefat ettiğini bildirmiştir, davalının velâyeti altında bulunan torunları ile kendileri aralarındaki şahsi münasebetin Kanunî bir Hak ve insanî bir borç bulunduğunu ileri sürmüşler ve hadisenin iktiza ettirdiği kararın alınmasını istemişlerdir. Asliye Mahkemesince işbu talep kabul edilmiş, davacılarla torunları arasındaki şahsî mühasebetin karar yerinde gösterildiği şekilde tesisi cihetine gidilmiştir. İşbu karar davalının temyizi üzerine Temyiz İkinci Hukuk Dairesince (Davacıların çocuklarının çocuğunu görmek istemeleri vazgeçilmesi mümkün olmayan kan münasebeti icabından olup Kanunda buna muhalif bir hüküm bulunmadığı cihetle bu hususta Hâkimin takdir Hakkı derkâr bulunduğu) mucip sebebiyle bu noktaya matuf temyiz itirazı reddedilmiş ve hüküm yalnız (Davacıların münasip zamanlarda anasının yanına gelip küçüğü görmeleri ve ananın buna muhalefet etmemesi suretinde karar verilmesi) lüzumundan bahisle bozulmuştur. İşbu ilâmda büyükana ve büyükbabaların torunları ile şahsî münasebetleri hakkında iktiza eden tedbirlerin alınmasını talep ve dava etmeye Hakları bulunduğu esas itibariyle kabul olunmuştur. Daire riyasetinin bahsi geçen tezkeresinde: Çocuğun anne ve babasından alınmamasının esas kaide olduğu, bunun istisnasının Kanunun tâyin ettiği hallere münhasır bulunduğu, bu kaidenin Medenî Kanunun 262. maddesinde (Çocuk küçük iken ana ve babasının velâyeti altındadır. Kanunî sebep olmadıkça anne ve babadan alınamaz) denilmek suretiyle ifade olunduğu, tadat olunan istisnalar meyanında Kanunda büyükbaba ve büyükanneler torunlarıyla şahsî münasebet tesis ettirmek için ayrıca bir hüküm kabul edilmediği, bunun vazıı Kanunun tesadüfen tanzimini ihmal ettiği bir hal olmadığı aile fertleri arasında çıkacak ihtilaflara çocuğun mevzu ittihaz edilmesini önlemek ve bir çocuğun dört ki...