Vekil vasıtasiyle cereyan eden muhakemelerde ilâm vekile tebliğ edilmediği surette müddetin cereyan edemiyeceği esası kabul edilerek vekil ile rüyet edilen davalarda asile tebliğ edilen ilâmın temyiz müddetinin geçmiş olması temyiz tetkikatı icrasına mâni görülmediği halde, ahiren bunun hilâfına ekseriyetle bir içtihat tebellür etmiş olduğundan keyfiyetin tevhidi içtihat yolu ile halli lüzumu Temyiz Ticaret Dairesi Reisliğinin 11.2.1937 tarih ve 35/3215 numaralı müzekkeresiyle istenilmesine mebni toplanan birinci içtimada sülüsan ekseriyet hâsıl olamamasına binaen 10 temmuz 940 tarihinde tekrar toplanan Heyeti Umumiyeye kırk üç zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten ve mezkûr müzekkere ile merbutu ilâm okunduktan ve hadise bir kerre de Birinci Reis İhsan Ezgü tarafından izah edildikten sonra söz alan: Yusuf Kemal; Alman usulünden alınan 224 ncü maddesini...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1937/7 K.1940/75 T.10.7.1940 VEKİLE TEBLİGAT DAVAYI HER DERECEDE YÜRÜTMEĞE YETKİLİ VEKİLE İLAM TEBLİĞ EDİLEBİLDİĞİ SÜRECE VEKİL EDENE TEBLİĞ YAPILMASI YASAYA AYKIRIDIR VE HÜKÜMSÜZDÜR. Vekil vasıtasiyle cereyan eden muhakemelerde ilâm vekile tebliğ edilmediği surette müddetin cereyan edemiyeceği esası kabul edilerek vekil ile rüyet edilen davalarda asile tebliğ edilen ilâmın temyiz müddetinin geçmiş olması temyiz tetkikatı icrasına mâni görülmediği halde, ahiren bunun hilâfına ekseriyetle bir içtihat tebellür etmiş olduğundan keyfiyetin tevhidi içtihat yolu ile halli lüzumu Temyiz Ticaret Dairesi Reisliğinin 11.2.1937 tarih ve 35/3215 numaralı müzekkeresiyle istenilmesine mebni toplanan birinci içtimada sülüsan ekseriyet hâsıl olamamasına binaen 10 temmuz 940 tarihinde tekrar toplanan Heyeti Umumiyeye kırk üç zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten ve mezkûr müzekkere ile merbutu ilâm okunduktan ve hadise bir kerre de Birinci Reis İhsan Ezgü tarafından izah edildikten sonra söz alan: Yusuf Kemal; Alman usulünden alınan 224 ncü maddesini ve Nöşatelden alınan 161 nci maddesini okudular ve 82 nci maddeye göre asile yapılan tebligat muteber değildir. İlk hükmümüz doğrudur. Kâzım; Tebellüğ ederse mesele yoktur. Buraya getirilen iş tebliğ meselesidir ve asilin itirazı da yoktur. Şemseddin; Mingayri haddin Temyiz azası olduğum halde müddetleri hatırımda tutamıyorum. Kanunda (behemehal) kaydiyle taknin edilen maddeye göre tebliğin vekile yapılması lâzımdır. Sait; Bir de tefhim vardır. Tebliğ ile tefhimi ayırmamak lâzımdır. Hulûsi; Vekil ile takip edilen davada taraf vekildir. Bence asil kabul ederse hakkını zayi etmiştir. Mehmet; İhtilâf rızasiyle alınan ilâmdır. Yoksa almam diye bir şey söylenmemiştir. Kâzım; 393 ncü maddeye nazaran taraflardan maksat asil ve vekildir. İkincisi harç meselesidir. Harcı verecek olan vekil değil, asildir. Tebliğin vekile değil, asile yapılması lâzımdır. Şemseddin; Tebligat posta ile yapıldığına göre rıza tasavvur edilemez. Kâzım; 124 ncü madde mucibince tebliğin mutlaka vekile tebliğ edileceği kabul edildiğine göre artık burada tebliğ mevzuubahis olamaz. Tebellüğ mevzuubahistir, demeleriyle reye konularak; Neticede : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 124 ncü maddesinde vekil vasıtasiyle cereyan eden davalarda tebliğin behemehal vekile yapılacağı mutlak olarak beyan olunmuştur. Gerçi mezkûr kanunun 392 nci maddesinde ilâmların taraflara verileceği gösterilmekte ise de 124 ncü maddenin vaz'ını icap ettirmiş olan sebep ve mülâhazalar ilâm tebliği hususunda da aynile varit ve mezkûr madde hükmü ilâm tebliğlerine de şamildir. Filhakika bir davanın son dereceye kadar takibi için vekil tayin etmiş olan bir kimseye ilâm tebliği kanunun metin ve ruhuna uygun görülemez. Şu halde tebliğ ve tebellüğe ve davayı her derecede takibe mezun olan vekile ilâm tebliği mümkün bulundukça müvekkiline tebligat yapılması kanuna muhalif ve bu sebeple tebliğ dahi hükümsüz old...