3038 sayılı kanunun meriyete girdiği tarihten sora mezkur kanunla kabul olunan 104 üncü madde hükmünün daha ağır ve aleyhte olduğu hallerde 765 s. ceza kanununun 105 inci maddesi mevzuu yanında ayrı bir tatbik sahası bulan 116 ncı madde hükmünün tatbiki gerekir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1940/16 K.1940/89 T.7.6.1940 LEHTE KANUNUN UYGULANMASI 3038 SAYILI KANUNUN MERİYETE GİRDİĞİ TARİHTEN SORA MEZKUR KANUNLA KABUL OLUNAN 104 ÜNCÜ MADDE HÜKMÜNÜN DAHA AĞIR VE ALEYHTE OLDUĞU HALLERDE 765 S. CEZA KANUNUNUN 105 İNCİ MADDESİ MEVZUU YANINDA AYRI BİR TATBİK SAHASI BULAN 116 NCI MADDE HÜKMÜNÜN TATBİKİ GEREKİR. Temyiz Birinci Ceza Dairesinin 3038 numaralı Kanunun mer'iyete girdiği tarihten sonra ittihaz edip birinde 765 numaralı Kanunun 116 ncı maddesi delâletile asıl suç için muayyen müruru zamanın hesabı icap edeceği beyanile mebhus 116 ncı maddeye bir tatbik mevkii veren ve diğerinde suçlu aleyhinde olan 116 ncı maddenin mülga olması hasebile 105 inci madde hükmünün tatbikı lüzumunu bildiren 19/11/1936 tarih ve 5875 esas ve 10/4/1940 tarih ve 926 esas numaralı kararları arasındaki içtihad ihtilâfından dolayı toplanan Tevhidi İçtihad Heyeti Umumiyesinde keyfiyet müzakere edilerek: Neticede : Mülga Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununun mer'i olduğu zamanda kabul ve neşrolunan 765 numaralı Türk Ceza Kanununun 104 üncü maddesinde «Vicahî veya gıyabî hükmün tefhimile hukuki âmme davası müruru zamanının kesileceği» ve 105 inci maddesinde «Hukuku âmme davası bir çok defalar kesilmiş olsa bile her terk ve kat' tarihleri arasında geçen müddetler mecmuunun, asıl suç için muayyen dava müruru zaman müddetinin yarısından fazlasını geçtiği halde müruru zamanın tahakkuk edeceği» bildirildikten sonra bu hükümlere ilâve olarak sözü geçen usul kanununun mütemerrid gıyabî mahkûmlara müteallik mevzuiyle muvazi olmak üzere (116) ncı maddesinde «Gıyaben verilen ceza hükümlerinde hükmün ertesi günü dava müruru zamanının işlemeğe başlayacağı ve bu müddetin mahkûmun elde edilmesile kesileceği» hükmü konmuş ve bu mevzu kanun davetini dinlemiyen mütemerrid gıyabî ceza mahkûmlarının kaçak oldukları müddette haklarında tam bir dava müruru zamanı müddetinin hesabı lüzumunu müfid bulunmuştur. Ceza Kanununun tadilinden evvel bu anlayış ve tatbik hali esasta ihtilâf mevzuu değildir. 3038 numaralı Türk Ceza Kanununun bazı maddelerini değiştiren kanunda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun mer'i bulunduğu ve bu kanunun gıyabî hüküm usulünü kabul etmemiş olduğu gözetilerek 765 numaralı Ceza Kanununun 116 ncı maddesi hükmü kaldırılmış ve 104 üncü madde ile de «Mahkûmiyet hükmünün, diğer kesme sebebleri arasında hukuku âmme davası müruru zamanını keseceği ve müruru zamanın kesilme gününden itibaren yeniden başlayacağı ve müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise bunların; müruru zaman müddetini, asıl suç için muayyen olan müddete yarısının ilâvesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamıyacağı» hükmü konularak 765 numaralı kanunun 105 inci maddesinde gösterilen yarı müruru zaman müddeti en çok bir buçuk misle çıkarılmıştır. Ceza Kanunu tadilâtının mer'i olduğu zamanda suç işliyenler hakkında bu hükümlerin, tatbikı kanun emridir. Asıl ihtilâf mevzuu olan, mülga Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununun mer'i olduğu zamanda bu kanun hükümleri ...