14.2.2020 tarihli Resmi Gazete'de, Anayasa Mahkemesinin 25/12/2019 Tarihli ve E: 2019/62, K: 2019/98 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
“... … vekili … tarafından davacının davalı İşveren nezdinde geçen çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında olmasına karşın, Davalı tarafından “01.10.2008 tarihinden 01.07.2015 tarihine” kadar olan çalışmalar için 4857 sayılı İş Yasasına tabi bildirimde bulunulması nedeniyle davacının belirtilen dönemlerde İşveren yanındaki çalışmalarının 5953 sayılı Kanun kapsamında olduğunun ve buna göre primlerinin yatırılması (2A-3A kapsamında) gerektiğinin tespit edilmesi, davacının çalışmalarının 506 sayılı Yasanın Ek 5 maddesi kapsamında kalan itibari hizmet olarak kabul ve tespitine karar verilmesine ilişkin mahkememiz nezdinde dava ikame edilmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında dosyaya ibraz ettiği dilekçesinde Anayasaya aykırılık iddiasında bulunmuştur. Davacı vekili dilekçesinde özetle; Mülga 506 sayılı Yasa Döneminde “İtibari Hizmet Düzenlemesinin” olduğunu, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği dönemde, itibari hizmetin fiili hizmet zammı adını aldığını, bu düzenleme ile gazetecilere tanınan hakkın ortadan kaldırıldığını, 10.01.2013 tarihinde 6385 sayılı yasa ile yapılan düzenlemede tekrar bu hakkın gazetecilere tanındığını, ancak bu kez de kapsama sadece Basın Kartı sahibi olan gazetecilerin alındığını, ancak davacının basın kartının olmadığını ve mevcut şartlarda basın kartı almasının da mümkün olmadığını, zira Basın Kartı sahibi olabilmek için 25.08.2015 Tarihli 29456 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan “Basın Kartı Yönetmeliği'nin belirlediği şartların gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu, davalı işverenin davacıyı Basın İş Kanununa göre çalıştırmaması nedeni ile anılan madde şartlarının gerçekleşmediğini, hali hazırdaki mevcut düzenlemeler çerçevesinde davacının fiilen ve hukuken basın kartı alabilmesinin mümkün olmadığını, davacının hakkını alabilmesinin öncelikle böyle bir hakkının varlığının tespiti neticesinde ve HMK 106. madde gereğince mümkün ve olanaklı olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili dilekçesinde devamla; “davacının mahkememiz dosyasında görülmekte olan davada, davalı işvereni yanında geçen çalışmalarını 5953 sayılı Basın İş Yasasına tabi olduğunu tespit ettirmedikçe, 5510 sayılı Yasanın 6385 SAYILI YASA İLE DEĞİŞİK 40. maddesinden yararlanamayacağını hem de Basın Kartları Yönetmeliği gereğince Basın Kartı alabilmesi mümkün olmayacağını, anılan nedenle bu davayı açmakta hukuki yararın olduğunu, anılan yasal düzenlemenin Anayasaya aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek Anayasa'nın kanun önünde eşitlik ve çalışma hakkına yönelik ilgili maddelerine atıfla 5510 sayılı Yasanın 40. maddesinin 16. bendinin bu madde kapsamdaki kişiler yönünden Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 49. maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile anılan 5510 sayılı Yasanın 40. maddesinin 16. bendindeki düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesini” talep etmiştir. Davacı vekilinin itirazları yerinde görülerek Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi yapılmak üzere Anayasaya aykırılık itirazında bulunulması gerektiği...