Ticari faaliyetin bir gereği olsa da atıl kalan paranın bankaya tevdi edilmesinden elde edilen faiz, işyerinde yürütülen etkinlikten doğan bir kazanç olmayıp, nakdi sermayenin getirisi olduğundan, serbest bölgede yürütülen faaliyet nedeniyle elde edilen bir kazanç olarak nitelendirilemeyeceği hakkında.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2008/378 E. , 2009/135 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2008/378 Karar No: 2009/135
Kararın Düzeltilmesini İsteyen: Maliye Bakanlığı Karşı Taraf: ... Limited Şirketi Vekili: ...
İstemin Özeti: Dava; 4.9.2004 gün ve 25573 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 85 sayılı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 2.1.1'inci maddesinin 2'nci fıkrasının "Diğer taraftan, sözü edilen istisna serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkin olduğundan, serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlere teşmil edilebilmesi mümkün değildir..." şeklindeki düzenlemesinin iptali istemiyle açılmıştır. Davayı inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 26.12.2006 günlü ve E:2005/1890, K:2006/3186 sayılı kararıyla; 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun muafiyet ve teşvikler başlıklı 6'ncı maddesinde, serbest bölgelerin gümrük bölgesi dışında sayılacağı, bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanamayacağı hükmüne yer verilmiş, aynı Kanuna 5084 sayılı Kanunun 9'uncu maddesiyle eklenen geçici 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olduğunun hükme bağlandığı, bu düzenlemelere ilişkin açıklamalar getirmek üzere Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 85 sayılı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 2.1.1'inci maddesinin birinci fıkrasında, istisnanın, sadece faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkin olduğu, dolayısıyla, serbest bölgelerde şubesi bulunan mükellefler ile işyeri, kanuni yada iş merkezi serbest bölgelerde olan mükelleflerin, bölgeler dışında yürüttükleri faaliyetlerden elde ettikleri kazançların istisna kapsamında olmadığının ifade edilmesinden sonra iptali istenen ikinci fıkrasının düzenlendiği, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13'üncü maddesine göre kurumlar vergisinin birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağının kurala bağlandığı, aynı maddede yapılan göndermeden dolayı kurum kazancının, Gelir Vergisi Kanununun 38 ve 39'uncu maddelerine göre tespitinin öngörüldüğü, bu maddelerde gelir türleri açısından bir ayrıma gidilmediği, 75'inci maddesinin ikinci fıkrasının 7 numaralı bendine göre mevduat faizlerinin, menkul sermaye iradı olarak nitelendirildiği, maddenin son fıkrasında "Yukarıda yazılı iratlar, bunları sağlayan sermaye sahibinin ticari faaliyetine bağlı bulunduğu takdirde, ticari kazancın tespitinde nazara alınır...