Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla dava veya icra safhasında bulunan alacaklar, şüpheli alacak sayılmış, şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği, bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğunun karşılık hesabında gösterilmesi gerektiği, teminatlı alacaklarda bu karşılığın teminattan geri kalan miktara inhisar edeceği, şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarlarının tahsil edildikleri dönemde kar zarar hesabına intikal ettirileceği hakkında.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2002/35 E. , 2002/186 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2002/35 Karar No: 2002/186 Temyiz Eden: ... Kalkınma Kooperatifi Karşı Taraf: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti: Davacı kooperatifin 1996 takvim yılına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak adına ikmalen kurumlar vergisi salınmış, ağır kusur cezası kesilmiştir. ... Vergi Mahkemesi ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; davanın vergi aslına ilişkin kısmını reddetmiş, cezayı kusura dönüştürmüştür. Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi 9.3.2000 günlü ve E:1998/3101, K:2000/1017 sayılı kararıyla; davacının herhangi bir teminata sahip olmayan alacağın tahsilini sağlayabilmek için başlattığı ihtiyati haciz, haciz ve borçluya icra müdürlüğü kanalı ile ödeme emri tebliği gibi işlemlerin sürmekte olduğu bir aşamada değerleme gününün de gelmiş olması karşısında, alacağın icra safhasında bulunuyor olması ve herhangi bir teminata da sahip bulunmaması nedeniyle bu alacak için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesi uyarınca şüpheli alacak karşılığı ayrılması yolunda işlem yaptığı, inceleme elemanı tarafından değerleme tarihinde artık alacağın şüpheli alacak olma niteliği bulunmadığı, borçlunun bir kısım mallarına haciz uygulandığı, haczedilerek yed-i emine teslim edilen malların alacağın teminatını teşkil ettiği, bu nedenle şüpheli alacak karşılığı ayrılmayacağının ileri sürüldüğü, davacı kurumun, ortağından olan alacağının adli icra aşamasında borçlunun mallarına haciz tatbiki suretiyle teminata bağlanmış olmasının bu alacağın şüpheli alacak vasfını değiştirmeyeceği, alacağın icra yolu ile takibine geçilmiş olmasının o alacağı şüpheli alacak kılacağı, öte yandan icraya intikal etmiş olması nedeniyle şüpheli alacak karşılığı ayrılan alacağın müteakip yılda tarafların anlaşması yolu ile tahsil edilerek hasılat kaydının yapıldığı, bunun mahkemece de kabul edildiği, bu durumda 1996 yılı için yapılmış olan ve uyuşmazlığa konu tarhiyatın onanmış olması nedeniyle şüpheli alacak karşılığı olarak ayrılan miktarın hem 1996 yılı kazancı olarak hem de 1997 yılı kazancı olarak mükerrer vergilendirilmesi gibi bir sonuç ortaya çıkacağından mahkemece bu hususun da dikkate alınması suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; davacı kooperatifin ortağından olan alacağına karşılık almış olduğu ve aile bireylerinin müştereken imzaladığı iki adet bono için Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı aldığı, icra memurluğuna başvurarak borçluların mal ve alacakları üzerine ihtiyati haciz talebinde bulunması sonucu traktörler ve tarlalar üzerine haciz uygulandığı, 213 sayılı Yasanın 323 üncü maddesi karşısında, davacının mahkemeden ihtiyati haciz kararı alarak uygulatması ve 1997 yılında borçluyla anlaşarak haciz konusunu değiştirip ...